Esra'dan da Bir Sahne




Çok küçüktüm, sanırım ilkokul üç ya da dört. Ne zaman televizyonda polis akademisinin fragmanları dönse ekrana yapışır, saatini ve gününü not eder, serinin her bir devam filmini ayrı bir heyecanla beklerdim. Sürekli garip sesler çıkaran zenci adam, sarışın seksi kadın polis, Mahony ve kafayı yemiş akademi müdürü ile 90’larda çocuk olanlar için bir fenomendi adeta Polis Akademisi.

Bu sahne onca polis akademisi serisi içinde en çok güldüğüm sahnedir. Kötü amaçlı polisler takip sırasında yanlışlıkla bir gay bara düşerler. Bu gay barın ismi ‘Blue Oyster Bar’ bu arada. Yanlışlıkla gay bara düşen polislerimiz bir anda kendilerini gay polis amcaların kollarında dans ederken bulurlar ve bu sahneyi bu kadar akılda kalıcı yapan da benim için sanırım fonda çalan müzik. Hala daha kimin bestesi, kimin albümünden hangi şarkı bilmem. 

Aradan uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen şimdi bile ara sıra youtube frekansımda süregelen bu sahne olabildiğince güldürmüş olacak ki beni, ben de Mehmet aracılığı ile sizlerle paylaşayım istedim.
 
Esra,



Julie & Julia & Soğanlar



Son İstanbul Film Festivali'nde, Julie & Julia'nın galasından çıkarken önümde yürüyen bir kadının sözlerine kulak misafiri oluyorum. " Ya başroldeki kadın da çok edilgen oynamış dimiii ? "
O an  "Pardon ama birincisi o başroldeki kadın dediğiniz Meryl Streep oluyor ve ikincisi Modern Family'den Cam'in de belirttiği gibi Meryl Streep Batman'i bile oynar!!! " demek istiyorum; ama yine de susuyor ve şaşkın şaşkın yürümeye devam ediyorum.

Julie & Julia bu yıl izlediğim en keyifli filmlerden biriydi. Sanki koltuğa sırtımızı yaslayıp bu süre boyunca gülümsememiz için çekilmişti. Resimde gördüğünüz soğan sahnesi de benim filmde en çok güldüğüm sahne. Fransa'da profesyonel aşçılık sınıfına yazıldıktan sonra sınıftaki diğer aşçı adaylarının soğan kesme hızına yetişemeyen Julia'nın eve döndükten sonra hırs yapması ve onlarca soğanı kesmesi bana ve salondaki pek çok seyirciye  kahkaha attırmıştı. 
P.S: Birazdan sürpriz bir yazı post edeceğim. Benim güldüğüm sahnelerin yanı sıra bakalım başka kimler hangi sahnelere gülüyormuş :) Siz de hiç çekinmeden en çok güldüğünüz sahneyi benimle paylaşabilirsiniz. 



Finding Nemo



Animasyona karşı apayrı bir zaafım var benim. Finding Nemo'yu izlerken küçük kuzenimin benim filmi hayran hayran izlememe şaşırdığını hatırlıyorum. Ayrıca filmi izlerken velilerden çekindiğim için salondaki diğer ufaklıklar gibi alkışlarla tepki veremesem de kahkahalarımla hepsini bastırmış olabilirim :p

Açıkçası hangi sahneyi yazsam diye çok kararsız kaldım ve en çok güldüğüm 2 sahneden birden bahsetmeye karar verdim.
Komün halinde takılan balıkların yön tarif edişi ve Dory, Avustralyayı sorduğu an bu  parlak balıkların kendi ses efektleriyle Sydney Opera House'a dönüşmeleri beni çok güldürmüştü. (bkz: alttaki resim)
Filmin bittiğini sandığım an ortaya çıkan bonus sahnede, akvaryumdaki balıkların okyanusa ulaştıkları halde aslında tam olarak da ulaşamadıklarını gördüğüm sahne  de en çok güldüğüm diger sahne (bkz:Üstteki resim) 

Son olarak, sahne olmasa da Dory'nin her seferinde Nemo'nun adını unutup Memo, Bingo, Fabio, Cheeto, Elmo ve buna benzer isimler sayışını da hatırlatıp ardından sorarım size, mavi ve turuncunun birbirine bu kadar yakıştığı başka bir film var mıdır acaba :)




Annie Hall



Annie Hall, pek çok sinefil için kilometre taşı filmlerden biridir desem abartmış olmam galiba. Seyirciye dönük, nevrotik bir karakterin sinemadaki mizah algısını kökten değiştirdiği bir Woody Allen şaheseridir Annie Hall.
 ...

Ne zaman Annie Hall'den laf açılsa aklıma ilk bu iki sahne gelir. Annie'nin yahudilerden nefret eden anneannesinin yemek masasında Alvy'yi algılayışı (bkz: üstteki resim) ve sinema kuyruğunda, Alvy'nin arkasında gerekli gereksiz konuşan bir adamın, bir medya teorisyeni Marshall McLuhan hakkında atıp tutmasının ardından Alvy'nin kadraja Marshall McLuhan'ı sokup adamla McLuhan'ı yüzleştirmesi en çok güldüğüm sahnelerden    :)))) 



Alice in Wonderland - I need a pig here




I need a pig here! I love a warm pig belly for my aching feet.
...
Stop it!!!


Bu yıl için en büyük film beklentilerimden biri, favori yönetmenlerimden Sevgili Tim Burton'ın Alice in Wonderland'i idi. Hatta yıllar önce okuduğum  kitabı filmden önce apar topar yeniden okuduğumu itiraf edebilirim.
Filmin benim için yarattığı hayal kırıklığından bahsetmek bile istemiyorum.
Filmde sevdiğim tek karakter Red Queen'in pek bir eğlendiğim ve güldüğüm sahnesi  "I need a pig here" için buyrunuz:

http://www.youtube.com/watch?v=VYkFuziLaBU&feature=related

The Simpsons Movie



22 sezondur devam eden bir serinin sadece bir tane sinema filmi olması gerçekten de şaşırtıcı; ama en azından bir tane de olsa bir Simpsons filmi var ve bu sayede yıllardır izlediğim ve mizahına, hicivlerine bayıldığım bu çizgi filmden blogumda bahsedebileceğim için mutluyum. 
 
( Bu arada Simpsonsları South Park veya Family Guy ile kıyaslayanlara hep sinirlenmişimdir, haberiniz olsun, belirtmeden geçemedim :P )
 
Gelelim The Simpsons Movie'ye. Filmle ilgili genel bir eleştiri yapacak olursam filmin alışık olduğum Simpsons mizahı beklentimi iyi bir şekilde karşıladığını söyleyebilirim. Bence filmin tek sorunu biz kadrolaşmış Simpsons takipçilerine verdiği mesajın biraz  fazla duygusal kaçmasıydı. Springfield'ı ne kadar çok sevdiğimiz, bu ailenin bizim nasıl bir parçamız haline dönüştüğü bol bol vurgulandı film boyunca. Ama neyse ki bunu yaparken The Simpsons'ın kıvrak zekasından ve zekice yazılmıs esprilerinden taviz vermemişlerdi.
 
The Simpsons Movie'de Homer'ın, Springfield halkından kum havuzundaki boşluk sayesinde kaçmaya çalışırken deliğe sıkıştığı sahne en çok güldüğüm sahnelerden biri.  Öncesinde kaçabileceği için peşinen dalgasını geçen ve bir yandan kaçmaya çalışırken bir yandan da hareket çeken Homer'ın deliğe sıkışmasıyla suratının aldığı ifade (bkz: resim) ve son anda tam kaçacakken   kafasının üst kısmının deliğe takılmasıyla beraber Springfield sakinleri tarafından uğradığı komik linç girişimi beni epeyce güldürdü diyebilirim :))




Love and Other Disasters - Tallulah





Resimde gördüğünüz karakter benim ikinci en favori romantik-komedi filmim Love and Other Disasters'tan  Tallulah. Tallulah inanılmaz enteresan ve sivri bir karakter ve filmdeki her sahnesinde beni gülmekten öldürdüğünü söyleyebilirim. Bu yüzden de Tallulah'ın 3 sahnesinden birden bahsetmeye karar verdim.
Kendisi siyahi bir sevgiliye sahip olduğu için takıntı yaratmış bir karakter ve bir sergi açılışında sevgilisi için yazdığı şiiri okuyor. Fakat şiir inanılmaz absürd. Die Die Die mısrasında ben artık kendimi tutamıyorum ve kahkahayı patlatıyorum. Bu iki kıtayı sadece Tallulah'ın aynı şiirde buluşturabileceği  işte o efsane şiir:

MEAT


Big black dick in nice soft chick. 

I never knew the thrill I'd feel, 

knowing how you had to steal. 

You dangled your worm, I took the bait. 

This fish is caught. It's only fate. 
 
DIE DIE DIE
 
White lmperialist Pigs. 

Aristocracy is pale and weak. 

You can't kill my love. 

He's black. He's MEAT.


Diğer komik bir sahne de Tallulah'ın film izleme anından.
 
Tallulah: Oh my God, this is so scary.
Jacks: What's she watching?
Peter: Notting Hill 
 ?!?!?!?!?!?!?!?!?!
  
Ve seçtiğim üçüncü sahnede de Jacks bazı şeyleri öğrendikten sonra Peter ve Tallulah'a yönelir.

 
Jacks: Did you know about this?
Peter: Yes.
Jacks: You?
Tallulah: No!
Peter (to Tallulah): I told you. 
Tallulah: Yes!
      
Anlattığım son iki sahneyi Tallulah'ın tonlaması ve ifadeleriyle izlemek için fragmanı sonuna kadar izleyin :)))
  
http://www.youtube.com/watch?v=-lc6C4juTVg



Tosun Paşa - Hamam Sahnesi



Çocukluğumdan beri en çok eğlendiğim filmlerden biridir Tosun Paşa. Özellikle de hamam sahnesini ne zaman izlesem yeniden gülmeye başlarım. Tellioğulları ve Seferoğulları kadınlarının Daver Bey'in kızı Leyla için hamamda müzikler eşliğinde atışmaları, atışmalar sırasındaki halleri ve yüz ifadeleri filmi her izlediğimde  beni sahnenin komikliğine hayran bırakır. Adile Naşit'in performansı ayrı bir göz doldurur :)

Tosun Paşa keşke senaryosunu ben yazmış olsaydım dediğim filmlerden biri ve Yavuz Turgul sevgimin Muhsin Bey'den sonraki en büyük kaynagi. Hamam sahnesini izleyip neşe dolmak isteyenler için
buyrunuz: http://www.youtube.com/watch?v=gByui4rYHLE

Merhabalar!

Hoşgeldiniz, Merhabalar :)
Kendimi kısaca tanıtacak olursam, büyük bir sinema tutkunu olduğumu söyleyebilirim.
Uzun zamandır sinema ve filmlerle ilgili bir blog açmayı ve bunun için de belirli bir konsept oluşturmayı hedefliyordum. En nihayetinde, kasım ayına dakikalar kala yeni bir blog açtım ve karşınızda "Sahne Seçtim Ben" :)

"Sahne Seçtim Ben"i her ay belirleyeceğim bir konseptteki en sevdiğim film sahnelerini yayınlayacağım bir blog olarak tasarladım kafamda. Her ay yaklaşık 30 sahne seçmeyi düşünüyorum. Bazen de hakkında yazmak istediğim filmler ve festivaller ile ilgili yazılar da eklemeyi düşünüyorum. Aklımda birkaç sürpriz fikir de var; ama galiba şimdilik paylaşmak için biraz erken. 

Blogumun bu kısa hoşgeldiniz yazısını tamamlamadan önce kasım ayının  " En ... Sahneler " konseptini şu an hissettiğim heyecan ve sevinçle de ilintili olarak "En Çok Güldüğüm Sahneler" olarak seçtim.
Umarım keyif alırsınız.

Mehmet,